İktisadi Sistem: Türkiye'deki Ana Sorun

İKTİSADİ SİSTEM:TÜRKİYE’DEKİ ANA SORUN
 

Ignorance is Strength, George Orwell

 

George Orwell’in bu “ignorance is strength” ifadesiyle vurgulamak istediği husus, cehalet içinde olanların kendisinin cahil olmadığını sanarak kendi görüşlerinin dışındakilerin “cahil” olduklarına inanmalarıdır. Cumhuriyet tarihimizde bu türlere rastlanmıştır ve günümüzde de bunların kopyaları hala ekonomi sistemimiz hakkında “bilimsel(!)”  beyanlarda bulunmaktadırlar. Karma ekonomi, karmaekonomi, étatisme, devlet kapitalizmi, devletçilik gibi başlıklar atarak fetvalarını yaymaya devam etmektedirler.
  
Günümüzdeki bu “Sistem” konusundaki fetvalar eskiden yapılan tartışmalardan farklılıklar göstermektedir, Eskiden örneğin Sosyalizm, Bilimsel Sosyalizm, Milli Demokratik Devrim gibi konular üzerinde tartışmalar yapılırdı. Hatta 1968’de Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya’yı işgali üzerine Sosyalist SSCB’nin Sosyalist Çekoslovakya’yı işgal etmesi “sosyalizme aykırıdır, hayır aykırı değildir” tartışmalarını yapanlar tartıştıkları olguların doğru olduklarına Orwell’ian bir yaklaşımla inanan cahillerdendi. Bunların inandıkları hayali olgu yani sosyalizm aslında dünyada hiçbir zaman var olmamıştır. Akademik etiketli zevat ile TBMM de temsil edilen siyasal parti paşkanları dahi bu konuyu   hiç bir zaman irdelemeyi düşünmemişlerdir. Sırf Rusya’nın isminin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olması ve bu isim etiketinde “sosyalist” kelimesi geçtiği için “Sosyalizm’’in Rusya da uygulandığına inanma “cehalet”ini göstermişlerdir.
   
Günümüzde de bazı yazarlar hep bir ağızdan koro halinde karma ekonomi diye  kendilerinden menkul bazı kelimeleri, iki kelimeyi yan yana hatta bitişik yazarak tek kelime haline getirerek Türkiye’nin düşün dünyasını alt üst etmeye başlamışlardır. Cehalet o kadar yüksek derecededir ve  bazı çevrelere mesaj göndermek amacıyla olsa gerek “ekonomimizde ‘Karma Ekonomi’ yi kurmanın tam zamanıdır” diyerek kavram kargaşasına yeni sloganlar hediye etmekte olan köşe yazarları bilimsel anlamda karma (mixed) ekonominin Lozan Antlaşması imzalanmadan önce 1922 yılından beri Türkiye’de uygulandığından habersiz olduklarını dahi bilmemektedirler.
   
Karma ekonominin bilimsel temelini yani devlet kapitalizminin Çin Halk Cumhuriyetinde ilk kez Aralık 2013 te kabul edilerek uygulanmaya başlandığını ve bu devlet kapitalizminin diğer bir deyişle Karma (mixed) ekonominin V.I. Lenin’in Marx’ dan  esinlenerek yarattığını  şu yazımızda (
http://www.urunlu.com/105--cin-halk-cumhuriyetindeki-ikinci-devrim-‘’devlet-kapitalizmi’’-sisteminin-kabulu) vurgulamıştık.

***

Lenin 1917 İhtilalinden sonra Karl Marx dan aldığı felsefi anlayışı tatbikata dönüştürmek zorunda kalmış ve sosyalizme varılabilmesi için önce kapitalist döneme ulaşılması gerektiğini vurgulamış ve ancak kapitalist dönem geçtikten sonra sosyalizme varılabileceğini şöyle anlatmıştır:
   
”The whole problem- both theoretical and practical- is to find the correct methods of directing the inevitable (to a certain degree and for a certain time) development of capitalism into the channels of state capitalism; to determine what conditions to hedge it round with, how to ensure the transformation of state capitalism into socialism in the near future” (V.I. Lenin, Selected Works 3. Cilt, Moskova,1961 Sh: 648)   (Tüm problem gerek teoride, gerekse uygulamada kapitalizmin kaçınılmaz gelişimini belirli bir ölçü ve belirli bir zaman içinde devlet kapitalizmi kanallarına yönlendirilmesindeki doğru metotların bulunması; bunu çevreleyecek koşulların belirlenmesi ve devlet kapitalizminin sosyalizme dönüşümünün yakın gelecekte ne şekilde nasıl teminat altına alınacağı sorunudur.’’ )
  
Lenin öldükten sonra Stalin kumanda ekonomisi sistemini kurmuş ve Sovyetler Birliği bu iktisadi sistem yüzünden çökünce Yeltsin iktidarı almış ve sistem tekrar devlet kapitalizmine yani karma ekonomi sistemine dönüştürülmüştür. Diğer yandan Çin Halk Cumhuriyeti de Aralık 2013 tarihinde kumanda ekonomi sistemini terk etmiş ve devlet kapitalizmi sistemini kurmuştur.

***

Türkiye’de Ziya Gökalp ismi iktisat bilimi ile ilgili olarak üstünde pek  durulmayan bir düşünürün ismidir. Bunun temel nedenlerinden biri Gökalp’in 1928 Harf Devriminden önce 1924 yılında ölmesi ile yazılarının Arap harfleriyle yazılarak kalmış olmasıdır. İkinci nedeni de kendisinin Osmanlı Kavimler Birliğinin yıkılarak Türk milletinin yaratılması çabalarının önderliğini yapmış olmasıdır. Bu durum genel okuyucular   bakımından mazeretler olarak kabul edilebilir. Ama Niyazi Berkes, Gökalp’in tüm yazılarını derleyerek İngilizceye tercüme etmiş ve Ziya Gökalp adıyla 1959 yılında yayınlanmış  (Ziya Gökalp, Turkish Nationalism and Western Civilization, 1959, Greenwood Press, USA.) olduğu için Ziya Gökalp akademisyen sayılan ve unvanlarında doçent, profesör gibi etiketleri olan ve yabancı dil bilen bazı  “zevat-ı muhterem”lerin bile dikkatlerinden uzak kalmıştır.  Bunlar  1960 yılından sonraki gençliğe “gerçek olgular”ı anlatıp onlara örnek olacaklarına Orweilian tanımına uygun “bilgin”lik taslamışlardır. Bilimsel
sosyalizm, bilimsel olmayan sosyalizm, milli demokratik devrim gibi sloganlar ile gençliğin büyük darbeler almalarına neden olmuşlardır. Günümüzde bazı yazarlar Mayıs 2014 tarihinde hala şöyle tanımlamalar yapmağa devam etmektedirler : Bilimsel sosyalistlerin (Marksistlerin) eylem kılavuzu bilimdir. Doğu Perinçek’in deyimiyle, “Bilimsel sosyalizm, bilimin doruğudur”. (Kaynak Yay. ikinci basım. s.93) O halde dogmalardan kurtulmak ve gerçeklerden yola çıkarak mücadeleye girmek en doğru olanıdır. Sol içinde bulunan sosyalistlere çağrımızdır, …Türkiye’nin bilimsel sosyalistleri antiemperyalist-demokratik değerlerimizi sonuna kadar savunmada kararlıdır. Bunun aksini savunanlar tarihin kenarlarında sürünmekle yetineceklerdir.
  
Eski  dönemin bazı siyasetçileri de  “ortanın solu”, “köy-kent” ve  “halk sektörü” gibi hayali anlayışlarla daha doğrusu uydurma kavramlarla cumhuriyetimize vakit kaybettirmişlerdir.
     
Oysaki 1967 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kanun çıkararak ülkenin sosyo-ekonomik sisteminin ögelerini tek tek sıralayarak ve bu ögelerin bütünleşmesiyle ortaya çıkan ülkenin “Sistem” ini gözler önüne en ufak noktasına kadar dökerek açıkça belirginleşmesini sağlamıştır. Açıklanan bu ögelerin oluşturduğu ekonomik sistem bir başka açıdan da ilk kez Dünyadaki İktisadi Sistem yapılanmalarına uygun ekonomi biliminin kabul ettiği ögelerin yarattığı ve geçerliliği   denenmiş bir ekonomik sistem alternatifi idi. Bu sistem ABD Başkanı Rooswelt tarafından kapitalist sistemin ilk kez dünya çapında çöküşünün yarattığı sefalet, işsizlik ve açlık sorununa cevap teşkil eden “New Deal” adındaki sistemdi. Bu sistemi  kapitalist düzenin başkanı olan Rooswelt’e öneren kişi ise İngiliz iktisatçılarından Prof. Dr. John Maynard Keynes idi.
  
Keynes’in Başkan’a önerdiği Sistem aslında 1917 Rus ihtilalinde sonra 1921 yılına kadar sefalete boğulan Rus halkının kurtarılması için  V.I.Lenin tarafından yaratılıp NEP adıyla 1924 yılına kadar uygulanan devlet kapitalizmi idi.
   
Bu sistem İzmir İktisat Kongresinde kararlaştırılan ve Ziya Gökalp’ın daha Lozan antlaşması imzalanmadan önce önerdiği Lenin’in tanımladığı State Capitalism (Devlet Kapitalizmi) idi. Türkiyede bu uygulanmanın Ziya Gökalp tarafından önerildiği ve Atatürk’ün de bu sistemi 1931 yılına kadar isim konulmadan uygulanmış olduğu o dönemde yapılan kamu yatırımlarına bakıldığında ortaya çıkmaktadır. 
   
İsim konulmamasının en önemli nedeni Lozan antlaşmasının 1929 yılına kadar gümrüklerdeki serbestliğin 1929 yılına kadar yasaklanmış olmasıydı. 1931 yılına gelindiğinde “Devlet Kapitalizmi” Fransızcadan “etatizm” kelimesinin karşılığı olarak tercüme edilmiştir. Bu isimlendirme olayın künhüne vakıf olmayan bazıları tarafından empoze edilmiş ve zaman içinde “devletçilik” kelimesi “her şeyi devlet yapmalı, her şey devletin olmalı,” der gibi algılanmaya başlanmıştır. Bu yanlış algılama günümüzde hala devam etmektedir.
   
Karma Ekonomi yani “mixed” ekonominin bilimsel yani gerçek tanımı 1967 yılında yayınlanan DPT İkinci Beş Yıllık Kalkınma Plan Kanunu’nda bütün ayrıntılarıyla  açıklanmıştır. (1) Ama bazı günümüzün Orwellian’ları  doğru ve bilimselliği uluslararası ekonomi bilimi teorisyenleri tarafından kabul gören bu ögeleri görmezden gelmektedirler. Hatta bazı yazarlar 2014 Mayıs-Haziran aylarında dahi “Karma Ekonomiye geçme zamanı gelmiştir” demekte ve fakat gerçek karma (Mixed) ekonominin devlet kapitalizmi olduğunu görememekte ve bu sistemin AKP dönemine kadar 1922 den beri kullanıldığını göz ardı ederek bir Orwelian anlayışıyla ısrar etmeyi sürdürmektedirler.
  
Neyse ki yazar Yıldırım Koç 30 Haziran 2014 tarihindeki köşesinde yazdığı (Aydınlık, 30 Haziran 2014 Sh.6) son derecede doğru ve önemli noktalara temas eden  yazısında DPT dökümanında   belirtilen ekonomik sisteminin özelliklerini   vurgulamaktadır. Ne yazık ki Koç haklı olarak etatizm adının hala geçerli oluşuna bağlı kalmış (yani devletçilik kelimesine) ama Devlet Kapitalizmi yani Karma (Mixed) Ekonomi anlayışının DOĞRU ve uluslararası geçerli iktisat biliminin göstergelerine son derecede uygun olarak önerilerini sıralamıştır.

***

Ziya Gökalp Lozan Antlaşmasının imzalanmasından önce yani 29 Ekim 1923 de cumhuriyetin kurulmasından önce şöyle yazıyordu: “Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi ulusal bir ekonomik planı çizerek böyle bir politika izlerse, barış sağlandıktan sonra (yani Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra-C.Ü.) ekonomik bir mucize görme ihtimali mümkündür” (“İf the Grand National Assembly pursues such a policy by drawing up a national economic plan, it will be possible to see an economic miracle after the establishment of peace (”İktisadi Mucize”, Küçük Mecmua, No.23. Diyarbakaır,1923) G.Y: Ziya Gökalp, Turkish Nationalism and Western Civilization, New York 1959, Columbia University Press)- Derleyen ve Çeviren Niyazi Berkes, s.309.
  
Gökalp ayrıca şunları da yazmaktadır: ‘’Günümüzde de Avrupa emperyalizmi ‘’özel’’ kapitalizme dayanmaktadır. Eğer biz devlet kapitalizmi sistemini kabul edersek, ülkemizdeki doyumsuz ve yağmacı kapitalistlerin yükselmesinden (artışından) kendimizi koruyabiliriz.” İktisadi İnkılap İçin Nasıl çalışmalıyız? Küçük Mecmua, No.33, Diyarbekir 1923, G.Y. = Present-day European imperialism is based on private capitalism. If we accept the system of state capitalism, we will be able able to prevent the rise of those insatiable and predatory capitalists in our country”, Berkes s.311.
  
Burada görülen önemli  husus Ziya Gökalp’in kapitalizmi iki farklı tanımlamaya ayırmış olmasıdır. Birinci tanımlama “private capitalism” adını almakta ve ikinci tanımlama ise ‘’state capitalism’’ yani “devlet kapitalizm”  adını kullanmaktadır.
   
Büyük önder Atatürk’ün dehası sayesinde Türk heyetinin istekleri ve gümrüklerdeki bağımsızlığımızın da 1929 yılından geçerli olmasını sağlayarak Türkiye’nin kurulmasını sağlayan Lozan Antlaşması imzalandı ve Türkiye modern ve bilimselliği ispatlanmış bir sistemi ile çalışmasını hızlanarak devam ettirdi.
   
Ama ne var ki AKP iktidarına kadar ülkenin sanayileşmesini ve çağdaş bir ülke olmasının sağlanması yolunda başarılı adımlar atılmış olan sistem,  AKP tarafından iğdiş edilmiş ve sistemin ikinci ayağı yani kamu yönünü kaldırılması hızlandırılmıştır. Bu durum Ziya Gökalp’in deyimi ile State Capitalism’in terk edilmesi ve O’nun tabiriyle Private Capitalism’e  yani “doyumsuz ve yağmacı kapitalistlerin yükselmesinden (artışından) kendimizi koruyabiliriz” isteğinin unutulması olmuştur.
  
Diğer bir deyişle, Lenin’in, Roosevelt’in ve Atatürk’ün uyguladığı ve şimdi Çin’in kabul ettiği devlet kapitalizminde (karma ekonomi):
           1-Üretim ve yatırım aktörleri hem kamu hem de özel sektör kuruluşlarıdır. Bunlar piyasada yan yana çalışırlar.
           2-Mal ve hizmetlerin yatırım üretim ve dağılım kararlarını saptayan mekanizma, piyasada arz ve talebe göre beliren kıtlık fiyatlarıdır.
  
AKP’nin istediği olgu piyasada üretim ve yatırım aktörleri olarak   sadece özel sektör kuruluşları kalacaktır ve var olan kamu kuruluşları da özelleştirilme yoluyla Gökalp’in etiketlediği “Private Capitalism” in Türkiye’nin ekonomik sistemi yapılması sağlanacak ve devlet kapitalizmi (karma ekonomi) sistemi tarihe gömülecektir.
    
Bu durumu aslında yaratan günümüzde “Virane Konak” haline gelen CHP’nin Başbakanı Ecevit’in davet ettiği iktisatçısı Kemal Derviş’ in uygulamalarıdır.  Kemal Derviş ile başlayan ve AKP ile karma ekonomi sisteminin yarattığı hukuksal imkanların adeta her türlü hukuksuz imtiyazlar tesis edilerek kullanılması yoluyla varılan sonuçlarını günümüzde gösteren en güzel örnek Soma faciasının sonuçlarıdır.

Coşkun Ürünlü

6 Temmuz 2014
--------------------------------------------
(1) T.C Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı , Kalkınma Planlama , İkinci Beş Yıl , 1968 – 1972 , Ankara 1967 , sh: 99 – 102  göre İkinci Beş Yıllık Plan döneminde izlenecek karma ekonomi politikasının temel kuralları aşağıda açıklanmıştır.
-Ekonomide statik ve dinamik etkenlik esas alarak piyasa mekanizması yoluyla sağlanacaktır. Diğer bir deyimle, ekonomik kararların alınmasında esas serbest piyasada meydana gelecek fiyatlar olacaktır.
-Kamu ve özel kesimlerin üretimle ilgili olarak bir arada faaliyette bulundukları alanlarda Devletçe fırsat eşitliği sağlanacak ve ayırım yapılmayacaktır.
-Devlet, ekonomik hayatın düzenleyici olarak dolayı yollarla istikrarı sağlayacak ve fiyat mekanizmasının yetersizliklerini vergi, kredi, para ve dış ticaret politikası gibi araçlarla düzenleyecek, tekelci güçlerin belirlenmesine engel olacak, tüketicinin ezilmesine müsaade etmeyecektir. Bu suretle piyasa fiyatlarını esas alarak karar veren özel kesimin elindeki kaynakların ekonomik gelişme için yararlı alanlara etkin bir şekilde dağılımını sağlayacak bir ortam yaratılacaktır.

 

 

Yorum Yaz | Makaleyi Yazdır