Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis’in Güncel Sorunlara Bakışından İzlenimler

VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA FRANCIS’IN GÜNCEL SORUNLARA BAKIŞINDAN İZLENİMLER (1)

 

Papa Francis’in 13 Haziran 2014 tarihinde yaptığı bir röportajında belirttiği kapitalist ekonomik sistemin “genç nesillerin ölümleri bahasına devam ettirilmesi” zorunluluğuna vurgu yapmasına bir iki makalemde yer vermiştim.

Bunlardan birincisi  CHP’nin Çöküşü ile ilgili olan (2) , diğeri ise CHP’den istifa eden CHP’nin ileri gelenlerinden bir siyasetçinin ayrılmasının toplumumuzu sarsan oluşumlarını açıklamasındaki noktaların irdelenmesini yaptığım (3) makalemde Papa Francis’in söylediklerinin küçük boyutta alıntılar yapmıştım. Konuşmanın tam metninin adresini vermiştim.(4)

Papa Francis’in ABD de ve tabiki Türkiye’deki Karma-Ekonomi Sistemi yerine AKP iktidarı ile yürürlüğe konulan ekonomik sistem hakkında (kapitalizm-C.Ü.) söylediklerinin Türkçe’ ye Tam Metin olarak çevrilmesinde büyük faydalar sağlanacağı düşünüyorum.

Türkiye Cumhuriyetinin gelişiminin kösteklenmesine ve bu yol ile devam edilmesi halinde CHP intihar ederken AKP de çökmekten kurtulamayacağının yanı sıra Papa Francis’in söylediği Kapitalist sistem yaşamak için savaş çıkarmak zorundadır hükmü unutulmamalıdır.

Papa ayrıca “Özgürleşerek bağımsızlaşma, örneğin Amerikalılar, onlar Avrupa Devletlerinden özgürlüklerine kavuştular. Milletlerin ayrılarak bağımsız olmaları parçalanmadır ve bu bazen çok açıktır” diyerek bu noktada da görüşlerini belirtmektedir.

Coşkun Ürünlü

23 Kasım 2014

-------------------------

(1) Vatikan Şehri, 13 Haziran 2014 / 07:00 – Pazartesi günü İspanyol dergisi “La Vanguardia”ya verilen röportajda Papa Francis Yahudileri kurtarmadaki çabalarından ötürü XII. Pius’u övdü, Ortodoks-Katolik ilişkilerini anlattı, ve bunun yanında geçen Pazar Vatikandaki dua buluşmasının arkadasında yatan nedenleri anlattı.

“Dünyamızın ekonomik sistemi daha fazlasını kaldıramaz, ” dedi Roma’nın Psikoposu La Vanduardiadaki ropörtajında. “Ben aydınlanmış olan değilim. Beraberimde kişisel projeler getirmedim.” “Bizler iyi olmayan bir sistemi sürdürme adına bütün bir nesli boşa harcıyoruz,” diye görüşlerini belirtti işsiz gençlikle ilgili.

“Onların papazı olarak zulme uğrayan Hristiyanlar beni çok derinden etkileyen bir endişe. Bu zulümlerle ilgili birçok şey biliyorum fakat kimseyi güncedirmeme adına bunlar hakkında konuşmak sağduyulu bir davranış olmaz. Ama bazı yerlerde İncil bulundurmak yasak veya dini öğreti kitaplarını öğretmek veya haç takmak… Bir şeyle ilgili açık olmak isterim; bugün Hristiyanlığa karşı zulüm Kilise’nin ilk yüzyıllarından daha güçlü. Bugün o güne nazaran daha fazla Hristiyan şehidi var. Ve bu fantezi yüzünden değil, sayılar yüzünden.”

Papa Francis La Vanguardia ile özel röportajı için bizi geçen Pazartesi Vatikan’da kabul etti – İsrail ve Filistin başkanlarıyla yaptığı barış duasından bir gün sonra. Papa İsrailliler ve Filistinliler arasındakileri anlamak için mümkün olan her şeyi yapmaktan ötürü memnundu.

Tanrı adına şiddet Orta Doğu’da hüküm sürmektedir.

Bu bir çelişkidir. Tanrı adına şiddet bizim zamanımızla uyuşmamaktadır. Bu çok eskiden kalma bir şeydir. Tarihi perspektiften bakınca zaman zaman Hristiyanların bunu yaptığı söylenmelidir. 30 yıl savaşlarını düşününce, burada Tanrı adına şiddet vardı. Bugün bu düşünülemez değil mi? Bazen din yoluyla çok ciddi, çok vahim çelişkilerle karşılaşıyoruz. Örneğin radikal dinciler. 3 din, bizim radikal dinci gruplarımız, geri kalanlarla çok az ilişki içindeler.

Peki, siz radikal dinciler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Radikal dinci bir grup kimseyi öldürmese veya kimseye saldırmasa dahi şiddet içerir. Radikal dincilerin fikri temelleri Tanrı adına şiddettir.

Bazıları sizin devrimci olduğunuz söylüyor.

 

İtalyan şarkıcı büyük Mina Mazzini’yi aramalı ona “eline bak, çingene” demeli [ne bulduğunu] görmek için geçmişime baktırmalıyız. (Gülüyor) Benim için büyük devrim köklerimize gitmek, onları tanımak ve bu köklerin bize bugün bize ne diyeceğini görmek. Devrimci [olmak) ve köklerine gitmek arasında bir çelişki yok. Hatta bence gerçek bir değişim yapmanın yolu kimliktir. Geriden gelmiyorsa hayata doğru bir adım atamazsınız, nereden geldiğimi bilmeden, soyadımı bilmeden, kültürel ve dini soyadımı bilmeden.

Kendinize insanlara yaklaştırmak için birçok güvenlik protokolünü çiğnediniz.

Biliyorum başıma bir şey gelebilirdi ama bu Tanrı’nın elinde. Brezilya’da bana camdan, kapalı bir Papamobil hazırladıklarını hatırlıyorum ama bir sardalye konservesinden insanları selamlayıp, onları sevdiğimi söyleyemem. Camdan bile yapılmış olsa benim için bir duvar. Başıma bir şey gelebileceği doğru ama gerçekçi olalım, bu yaştan sonra pek kaybedecek bir şeyim yok.

Kilise’nin yoksul ve alçakgönüllü olması niçin önemli?

Yoksulluk ve alçakgönüllülük İncil’in merkezindedir ve bunu sosyolojik değil teolojik anlamda söylüyorum. Yoksulluk olmadan İncil’i anlayamazsınız ama bunu fakirlikten ayırmamız lazım. Bence İsa biz piskoposların prens değil hizmetkâr olmamızı istemiştir.

Kilise zengin ve fakir arasındaki eşitsizliği azaltmak için ne yapabilir?

Arta kalan yemeklerle aç olanları doyurabileceğimiz görülmüştür. Dünyanın farklı yerlerinde az beslenen çocukların fotoğraflarını gördüğünüzde başınızı ellerinizin arasına alıyorsunuz, bu akıl almaz bir şey. İyi olmayan bir dünya ekonomik sistemi içinde olduğumuzu düşünüyorum. Bütün ekonomik sistemlerin merkezinde bir adam olmalı ve erkek kadın ve diğer her şey bu adamın hizmetinde olmalı. Ama parayı merkeze koymalıyız, para tanrısını. Biz tapınma günahına girdik, paraya tapınma.

Ekonomi daha fazlasını elde etme hırsıyla yürüyor ve çelişkili bir biçimde de gereksiz olan bir kültürü besliyor. Genç insanlar doğum oranları kısıtlı olduğunda gözden çıkarılıyorlar. Yaşlılar da bize artık hizmet etmedikleri, üretmedikleri için göz ardı ediliyorlar, bu işlevsiz sınıf… Çocukları ve yaşlıları gözden çıkararak bir insanın geleceği gözden çıkarılmış oluyor çünkü gençler güçlü bir şekilde ileriye götürecek ve yaşlılarda bize akıl verecekler. Onlarda bu insanların hatıraları var ve bunu gençlere aktarmalılar. Ve şimdi gençleri işsizlikle gözden çıkarmak moda oldu. İşsizlik oranları bana göre çok endişe verici, bazı ülkelerde %50’nin üzerinde. Biri bana 25 yaş altı 75 milyon genç Avrupalının işsiz olduğunu söyledi. Bu gaddarlıktır. Ama biz hala, artık tutunamayan bir ekonomik sistemi sürdürme adına bütün bir nesli göz ardı ediyoruz, hayatta kalmak için savaşmak zorunda olan bir sistemi, aynı büyük imparatorlukların yaptığı gibi. Ama Üçüncü Dünya Savaşı yapılamayacağı için bölgesel savaşlar yapıyorlar. Bu ne demek? Silah üretip satıyorlar ve bununla, para idolünün ayakları altında insanları feda eden dünyanın büyük ekonomilerinin, taparcasına sevilen ekonomilerin, bilanço tabloları düzenlenmiş oluyor. Bu eşsiz düşünce, düşüncenin çeşitliliğini ve bu sebeple de insanlar arasındaki diyalog zenginliğini alıp götürüyor. İyi anlaşılmış küreselleşme zenginliktir. Yetersiz anlaşılan küreselleşme farklılıkları etkisiz bırakan şeydir. Bütün noktaların merkeze eşit uzaklıkta olduğu bir küre gibidir. Zenginleştiren küreselleşme çokyüzlü şekil gibidir; hepsi birleşmiş ama tek tek kendi özelliklerini, zenginliklerini, kimliklerini koruyan ve bu Tanrı vergisi değildir. Ve bu olmamaktadır.

Katalonya ve İspanya arasındaki anlaşmazlık sizi endişelendiriyor mu?

Bütün ayrımlar beni endişelendirir. Bir özgürleşerek bağımsızlaşmak var bir de ayrılarak bağımsızlaşmak. Özgürleşerek bağımsızlaşma, örneğin Amerikalılar, onlar Avrupa Devletlerinden özgürlüklerine kavuştular. Milletlerin ayrılarak bağımsız olmaları parçalanmadır ve bu bazen çok açıktır. Eski Yugoslavya’yı düşünelim. Çok değişik kültürleri olan milletler vardır ki bunlar yapıştırıcıyla bile bir arada tutulamazlar. Yugoslavya durumu çok açıktır ama kendime soruyorum diğerleri de bu kadar açık mı? İskoçya, Padanya, Katalonya. Adil olan ve adil olmayan durumlar olacaktır ama önceden gelen bir mecburi birlik içinde olmayan milletlerin ayrılığı dikkatle yaklaşılması gerekilen ve tek tek incelenmesi gerekilen bir durumdur.

Pazar günkü barış duasını organize etmek kolay değildi ve ayrıca Orta Doğu’da ve dünyada geçmiş örneği yoktu. Nasıl hissettiniz?

Siz orada olduğunuz için kolay değildi ve bu başarının büyük bir kısmı size ait. Ben bunun hepimizin başına kazara gelebilecek bir şey gibi hissettim. Burada, Vatikan’da insanların %99u olmayacağını söyledi ve sonra o %1 gelişmeye başladı. Bizde daha önce vuku bulmayan bir şeye doğru itildiğimiz duygusunu hissettim ve bu ufak ufak şekillenmeye başladı. Bu hiçbir şekilde bir siyasi eylem değildi – bunu baştan itibaren hissettim – bir dini eylemdi: dünyaya bir pencere açmak.

Neden kendinizi Fırtınanın ortasına yerleştirmek istediniz; Orta Doğuya?

 

Fırtınanın gerçek merkezi, oradaki coşkudan ötürü, geçen sene Rio de Janeiro’daki Dünya Gençlik Günündeydi. Kutsal topraklara gitmeye beni Başkan Peres davet ettiği için karar verdim. Onun yetkisinin Baharı bitireceğini biliyordum bu yüzden bir şekilde önceden gitmeye mecbur hissettim. Onun daveti seyahati hızlandır. Bunu yapmayı düşünmedim.

 

Neden her Hristiyan için Kudüs’ü ve Kutsal toprakları ziyaret etmek önemli?

 

Aydınlanmadan ötürü. Bizim için her şey orada başladı. Sanki “dünya üzerindeki cennet”. İlahi Kudüs’te, ahirette bizi neyin beklediğini önceden tatmak gibi.

Siz ve arkadaşınız Haham Skorka birbirinizi Batı Duvarı’nın önünde kucakladınız. Bu hareketin Hristiyanların ve Yahudilerin uzlaşması anlamında önemi nedir?

 

Buenos Aires Dinler-arası Diyalog Enstitüsü başkanı iyi arkadaşım Omar Abu da Duvardaydı. Onu davet etmek istedim. Çok dindar bir adam ve iki çocuk babasıdır. O da Haham Skorka’nın arkadaşı ve ikisini de seviyorum ve üçümüzün bu arkadaşlığına tanık olunmasını istedim.

Bana geçen sene “her Hristiyan’ın içinde bir Yahudi vardır” demiştiniz.

Belki de “Yahudi köklerini bilmezsen, Hristiyanlığını yaşayamaz, gerçek bir Hristiyan olamazsın” demek daha doğru olur. Yahudi derken Semitik ırktan bahsetmiyorum, bunu dini anlamda söylüyorum. Bence dinler-arası diyalog burada derinleşmeli; Hristiyanlığın Yahudi kökenleri ve Museviliğin Hristiyanlıkla çiçek açması. Bunun bir mücadele olduğunun farkındayım, kimsenin sahiplenmek istemediği bir şey, ama kardeşçe yapılabilir. Her gün kutsal ofise Davut’un ilahileriyle dua ediyorum. Her hafta 150 ilahi yapıyoruz. Duam Yahudilere ilişkin ve Aşai Rabbani Ayinim var, bu da Hristiyanlığa ilişkin.

Antisemitizmi nasıl görüyorsunuz?

Neden olduğunu açıklayamam ama bence genel olarak kesin bir kural olmamakla beraber sağ kanatla çok alakalı. Antisemitizm genellikle solda olan sağ kanat siyasi eğilimlerde daha iyi yer bulur değil mi? Ve hala devam ediyor (bu şekilde). Hala soykırımı reddedenler var ki bu çılgınca.

 

Projelerinizden biri Soykırımla ilgili Vatikan arşivlerini açmak

Bize pek çok ışık tutacaklar.

Bir şeyin keşfedilecek olması sizi endişelendiriyor mu?

Beni bu konuyla ilgili endişelendiren 2. Dünya Savaşı sırasında Kiliseye liderlik eden XII. Pius’un rolüdür. XII. Pius hakkında her türlü şeyi söylediler. Hatırlamalıyız ki Yahudilerin büyük savunucusu olarak görülürdü. Roma’da ve diğer İtalyan şehirlerindeki manastırlarda ayrıca Castel Gandolfo konutunda birçok şey yapmıştır. Yahudilerin ve diğer sığınak arayan zulüm görenlerin 42 tanesinin bebeği, çocuğu burada, Papanın odasında, onun yatağında doğmuştur. XII. Pius hiç hata yapmadı demek istemiyorum – ben kendim de çok yapıyorum – ama o zaman şartlarında görülmeli yaptıkları. Örneğin; daha çok Yahudi’nin öldürülmemesi için konuşmaması mı yoksa konuşması mı daha iyiydi? Ayrıca söylemek isterim ki büyük güçleri unutup herkes Kiliseden ve XII. Pius’dan hesap sormak istediğinde “varoluşsal bunalımlar” yaşıyorum. Nazilerin Yahudileri toplama kamplarına götürdükleri demiryolu ağını çok iyi bildiklerini biliyor muydunuz? Fotoğrafları vardı. Ama bu demiryollarını bombalamadılar. Neden? Her şey hakkında biraz konuşsak en iyisi olur.

Hala kendinizi bir mahalle rahibi olarak mı hissediyorsunuz yoksa Kilise’nin başı olarak görevinizi benimsediniz mi?

Mahalle rahibinin boyutu benim hizmetimi en çok gösteren şeydir. İnsanlara hizmet benim içimden gelir. Örneğin çok para harcamamak için ışıkları kapatmak. Mahalle rahibinin yapacağı şeyler. Ama aynı zamanda Papa gibi de hissediyorum. İşleri ciddiyetle yapmama yardımcı oluyor. Birlikte çalıştığım kişiler ciddi ve profesyoneller. Görevimi yerine getirmek için yardımcı olmalıyım. Birinin Mahalle rahibi Papa’yı oynamasına gerek yok. Bu çocukça olurdu. Bir devletin başı geldiğinde onu hak ettiği saygınlık ve protokolle karşılamalıyım. Protokolle ilgili sorunların olduğu doğru ama ona saygı göstermelisiniz.

Birçok şeyi değiştiriyorsunuz. Bu değişimler nasıl bir geleceğe doğru gidiyor?

 

Ben aydınlanmış olan değilim. Beraberimde kişisel projeler getirmedim, çünkü beni burada, Vatikan’da bırakmayacaklarını biliyorum. Herkes biliyor. Buenos Aires’e dönmek için küçük bir bavulla geldim.  Benim yaptığım, kardinallerin Genel Toplantılarda kafa yordukları şeyleri uygulamak, bir başka deyişle, buluşmalarda, kardinal toplantıları sırasında, her gün Kilise’nin problemlerini tartışmak için bulunduk. Fikirler ve öneriler buradan geldi. Çok sağlam olanlardan biri bir sonraki Papa’nın Vatikan’da yaşamayan bir denetçi grubuna, bir dış kurul bel bağlamasıydı.

Ve Sekizler Kurulunu ortaya çıkardınız.

Bunlar bütün kıtalardan sekiz kardinal ve bir de koordinatör. Her iki veya üç ayda bir burada toplanıyorlar. Şimdi Temmuzun birinde her kardinalin istediği değişiklikleri yapmak için dört günlük toplantılarımız oluyor. Bunu yapmamız zorunlu değil ama bilen kimseleri dinlememek mantıksızca olur.

 

Aynı zamanda Ortodoks Kilisesine yakınlaşmak için de büyük çaba sarf ettiniz.

 

Kardeşim Bartholomewden gelen Kudüs daveti VI. Paul ve I. Athenagoras’ın 50 yıl önceki karşılaşmalarını anmak içindi. Bin yıldan uzun bir ayrılıktan sonra gelen bir karşılaşmaydı bu. İkinci Vatikan Kurulundan beri Katolik Kilisesi yakınlaşmak için çaba sarf etti, aynısını Ortodoks Kilisesi de yaptı. Bazı Ortodoks Kiliseleri diğerlerinden daha yakın. Bartholomew’in Kudüs’te benimle olmasını istedim ve orada Vatikan’da dua etme planı ortaya çıktı. Onun için riskli bir adımdı çünkü bunu yüzüne vurabilirlerdi ama bu alçakgönüllü hareket genişletilmeli ve bizim için gerekli çünkü biz Hristiyanların bölünmüş olması akla yatkın değildir, onarmamız gereken bir tarihi günahtır.

Ateizmin ilerleyişi göz önüne alındığında, sizin bilimin ve dinin birbirini dışlayan şeyler olduğuna inanan insanlarla ilgili görüşünüz nedir?

En varoluşsal, muhtemelen Sartrian, çağda ateizmde artış vardı. Fakat daha sonra ruhani arayışlara doğru bir adım atıldı, Tanrı ile karşılaşma, binlerce şekilde, sadece geleneksel dinlerle değil. Bilim ve inanç arasındaki çekişme Aydınlanma ’da zirve yaptı ama bugün, çok şükür ki, o kadar da yaygın değil çünkü bir şeyle diğeri arasındaki yakınlığın farkına vardık. Papa XVI. Benedict’in bilim ve inanç hakkında güzel bir öğretisi var. Genel olarak, bilim adamları inanca karşı çok saygılılar ve agnostik ve ateist bilim adamları “o alana girmeye cüret etmem” diyorlar.

Birçok Devlet Başı ile tanıştınız.

Birçoğu geldi ve bu ilginç bir çeşitlilik. Hepsinin kendi karakteri var. Benim dikkatimi çeken merkezden, soldan veya sağdan da olsalar genç siyasiler arasındaki kesişim. Belki aynı sorunlardan bahsediyorlar ama yeni bir tınıyla ve ben bunu seviyorum, bana umut veriyor çünkü siyaset sevginin ve yardımseverliğin yükselmiş bir hali. Neden? Çünkü kamu yararını sağlıyor ve yapabilecek olmasına rağmen kamu yararı için siyasete karışmayan biri bencildir veya kendi çıkarı için bunu kullanan da yozlaşmıştır. 15 küsur sene önce Fransız piskoposlar “Siyaseti Yenileme” konusunu dile getiren bir pastoral mektup yazmışlardı. Bu her şeyin farkına varmanızı sağlayan kıymetli bir metindir.

XVI. Benedict’in feragati hakkında ne düşünüyorsunuz?

Papa Benedict çok kayda değer bir şey yaptı. Görevi sona eren(emeritus) papalara bir kapı açtı ve bir kurum oluşturdu. 70 yol önce emekli (emeritus) piskoposlar yoktu. Şimdi kaç tane var? Daha uzun yaşadıkça bazı şeylerle devam edemeyeceğimiz bir zamana varıyoruz. Onun yaptığının aynısını yapacağım, zamanı geldiğinde Tanrıdan beni aydınlatmasını ve ne yapmam gerektiğini söylemesini isteyeceğim ve kesinlikle söyleyecektir.

Buenos Aires’te bir emeklilik evinde ayırtılmış bir odanız var.

Evet, yaşlı rahipler için bir emeklilik evi. Geçen senenin sonunda başpiskopos idare bölgesini terk edecektim, hatta XVI. Benedict’e 75ime girdiğimde istifamı sunmuştum. Bir oda seçtim ve “gelip burada yaşamak istiyorum” dedim. Bir rahip olarak çalışacağım ve cemaate yardım edeceğim. Papa olmadan önce geleceğim böyle olacaktı.

Dünya Kupasında kimi desteklediğinizi soracağım…

Brezilyalılar tarafsız kalmamı istediler (gülüyor) ve ben de sözümü tuttum çünkü Brezilya ve Arjantin her zaman muhaliftir.

Tarihte nasıl hatırlanmak istersiniz?

Bunu hiç düşünmedim ama biri hatırlasa ve “iyi bir adamdı, elinden geleni yaptı. O kadar kötü değildi” dese hoşuma gider. Bu bana yeter.

(2) http://www.urunlu.com/127-tarih-tekerrur-ediyor-chp%E2%80%99nin-intihari---akp%E2%80%99nin-cokusu

(3) http://www.urunlu.com/130-emine-ulker-tarhan%E2%80%99in-istifasinin-dusundurdukleri

(4)http://www.catholicworldreport.com/Blog/3187/pope_francis_interview_with_spanish_magazine_la_vanguardia_full_text.aspx

 

 

Yorum Yaz | Makaleyi Yazdır