ABD Ekonomisi Sarsılırken Siyaset Sahnesindeki Yalan Perdesi Şeffaflaşıyor

 

 

ABD EKONOMİSİ SARSILIRKEN SİYASET SAHNESİNDEKİ YALAN PERDESİ  ŞEFFAFLAŞIYOR

 

ABD  Kongresinde Feto tartışması gündeme getirilerek Türkiye Cumhuriyetinin yöneticilerine eleştiri okları gönderilmiştir. http://www.hurriyet.com.tr/abd-kongresinde-turkiye-karsiti-oturum-40224010 Bu tartışmayı Demokrat Partinin kongrede üye azınlığına düşmesi sonucunda eski başkan Nancy Pelosi’nin yerine gelen Cumhuriyetçi Dana Rohrabacher yönetmiştir.

 

ABD  Türkiye’ye  kendi isteklerini ya da  yandaşlığını sürdüremediği ya da emperyalist getirilerinin baltalandığı anlarda Washington’da ABD Kongresi ortaya çıkar. Örneğin Doğu Perinçek’in Ermeni Sorununu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yani 1920 li yıllardaki olayları Türklerin soykırım yapmadığını izah ederken bu durumun tam tersi “soykırım” iddiasını ABD Kongresi Başkanı olan ve bu olguyu ispat için uğraşan Başkan Nancy Pelosi ABD Kongresini devreye sokmuş idi. Kısaca Kongre başkanı olan Nancy Pelosi Kongrede gündeme Soykırım iddiasını onaylatmak istemişti: http://www.urunlu.com/19-vatikanin-sovalyesi-nancy-pelosi-tekrar-sahnede

 

Günümüzde Feto olgusunda da Türkiye aleyhinde konuşmaların yapılması fırsatının kullanılmasını isteyen yeni Başkan Mr.Dana Rohrabacher Nancy Pelosi’nin aynı rolünü icra etmek üzere sahneye çıkarılmıştır. Kısaca Mr. Rohrabacher bu fırsatı kaçırmamak için daha doğrusu Feto harekatının ABD istemine dayanmadığını, hiç bir ABD siyasetinin ilgisi olmadığını, Türkiye iç yapısından ileri geldiğini, asıl suçluluğun iç siyaset liderliğinden neşet ettiğini ve hiç bir Amerika renkli olgulara dayanmadığını Türkiye’yi ikna (!) için sulukule komedisi uygulamıştır: http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/09/15/firari-fetocu-abd-kongresinde-konustu-1473913240

 

Bir bakıma Nancy Pelosi reinkarne olmuş ve Mr.Rohrabacher görüntüsüne dönüşerek cisimlenmiş bir varlık halinde ABD’ni Ortadoğu'da ve hatta Ön Asya ile emperyalist düzenlerinin sürdürülmesi için tiyatro perdesi açık tutulmaya çaba sarf edilmiş ve edilmeye de devam edilmektedir.

 

XXX

 

Gerçeklerin karanlık dehlizlerde unutturulmasının emperyalist ülkelerde ister cumhuriyetçi ister demokrat klikler yönetimde olsun ve hükümranlar ister kraliçe, ister başkan, ister führer olsun kapitalist sistemlerin çöküşü evresinden uzaklaşan ülkeler dünya barışını sağlamada yol almaya başlamışlardır.

 

Devlet Kapitalizmini (karma ekonomi) savunan Rusya, Çin, İran ve Türkiye gibi büyük ülkeler emperyalizmin köküne, yani kapitalizmin yaşamasının terk edilmesine önder olmuşlardır. Dikkatle bakılacak olursa Dünya tarihinin en büyük emperyalist ülkesi olan İngiltere Brüksel’de barınamayacağını anlayınca Ortak Pazardan ayrılıp ABD nin kanatları altına saklanmıştır.

 

Bu saklanış günümüzde bünyenin kristalleşmiş olmasının başlangıcı olan ilk hücrelerin donmasını gözlenmiş olması yani ekonomilerinin yaşayamadığını anlayan ve anlatan ve hem İngiltere hem de ABD deki kapitalist düzenin sahipliğini devam ettirenlerin sorumluluğunu taşıyan emperyalist odaklar için bakın Vatikan’ın Papası ne söylüyor: Biz hala, artık tutunamayan bir ekonomik sistemi sürdürme adına bütün bir nesli göz ardı ediyoruz, hayatta kalmak için savaşmak zorunda olan bir sistemi, aynı büyük imparatorlukların yaptığı gibi. Ama Üçüncü Dünya Savaşı yapılamayacağı için bölgesel savaşlar yapıyorlar. Bu ne demek? Silah üretip satıyorlar ve bununla, para idolünün ayakları altında insanları feda eden dünyanın büyük ekonomilerinin, taparcasına sevilen ekonomilerin, bilanço tabloları düzenlenmiş oluyor…http://www.catholicworldreport.com/Blog/3187/pope_francis_interview_with_spanish_magazine_la_vanguardia_full_text.aspx

 

 

XXX

Papa’nın söylediği gerçek, Türkiye Cumhuriyet Devleti için en önemli bir tanımlamadır. Zira Türkiye Cumhuriyeti Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Asya Bölgesinin merkezidir. İngiltere bu merkezde ABD’yi de aleni olarak kullanarak Batı, emperyalist amaçlarla  sömürme sistemini korumak istemektedir.

 

Bu sömürüyü emperyal amaçlar için kullanmak ama gizlilik örtüsü ile kendisini kamuoyuna karşı sessizliğe boğmak amacını saklamaktadır. Zira ABD halkı dürüst ve sözünde duran halk psikolojisine sahiptir. Ama ABD yönetimdeki üst yapının dayanak tahtası Kongrenin kullanılmasıdır. Bunun en güzel örneği oligarkların temsilcileri olan politikacıların uyguladığı yol parlamenter sistemin içinde tıpkı Nancy Pelosi’nin yaptığı sözde “oturum” tekrar günümüzde Mr.Dana’nın uyguladığı komedinin yeniden bir “gösteri” taklididir.

 

XXX

 

Türkiye’deki Fetö harekatı başarıya ulaşsaydı ülkedeki siyasal iktidar değişecek, Kemalist sistemin özü olan bağımsızlık ve laiklik sistemi çökertilecek ve Müslüman Araplar ile İngiliz/Amerikan sevdalılarının kölesi olarak Cumhuriyetimizi yok edecekler ve Ortadoğu ile Avrasya sistemi yıkılacaktı. Neyse ki 2016 yılında neo-emperyalizm ilk kez sömürücülük vasfını devam ettirememiş ve din olgusunun içine kapatılmak istenen Türk halkı kendi siyasal iktidarı ile birlikte “nas“ı değil “akl” ı korumuş ve emperyalistlerin kendi yerli uzantıları olanlar da çökertilmiştir.

 

Bu durumu oluşturan tüm güçlere ve  iç dünyasında Kemalizm’in savunucusu olan sessiz ve dürüst olan halkımıza Dünya halklarının saygı duymasını hissettiğini görmek halkımız için mutluluk olgusudur.

 

Türkiye Cumhuriyetinin emperyalist ülkeler ile Sevr Antlaşması yerine Lozan Antlaşmasının elde edilmesindeki Ankara genç Türkiye Cumhuriyeti ile Moskova işbirliğinin canlanmasının da  öne çıkması tarihin neşe verici olgusunun reinkarnasyonu olmuştur.

 

Coşkun Ürünlü

16 Eylül 2016

 

 

Yorum Yaz | Makaleyi Yazdır