"Laik" Düzenimiz Tehlikede ; Muazzez İlmiye Çığ Haklı Çıktı

    "Laik" Düzenimiz Tehlikede ; Muazzez İlmiye Çığ  Haklı  Çıktı

 
 
Muazzez İlmiye Çığ  29 Ekim 2013 tarihinde bir gazetede  aynen şöyle demişti "AKP Bir Daha Seçilirse Cumhuriyet Yok Olur!"
 
Gerçekten de AKP 2017 referandumundan sonra kendisinin oy çokluğuna inanarak 24 Haziran 2017 tarihinde  htttp://www.hurriyet.com.tr/okullara-abdesthane-ve-mescit-zorunlulugu-40500965 ) yeni kurallar getirmiştir.
 
Bu kurallar  ve uygulamalara karşı Kemalist anlayışa sahip olan  Eğitim İş Genel  Başkanı  Mehmet Balık  aynen şunu söylemektedir :
 
“Anayasa’nın 10’uncu maddesine yani ‘eşitlik ilkesine’ göre bu yapılan son derece yanlış. Çünkü o maddeye göre, herkese din, dil, ırk, siyasi düşünce noktasında eşit imkanlar tanınmalı. Okullarda farklı dini görüşleri olan öğrenciler de var. Burada okullarda mescit yapılması, kız erkek olarak ayrılması ve abdesthanelerin açılması beraberinde herhalde mescitlerin başına görevli imamların atanması noktasına gelecek. Laik ülkelerde din temelli eğitim verilemez. Ülkemiz laik bir ülke olduğuna göre, bu laiklik ilkesine de aykırı. Eğitimin tamamen dinselleşmesi ve okullarımızın medreseye dönüşmesinin önü bu yönetmelikle açılmıştır. Bayram sonrası yönetmeliğin iptaline yönelik dava açacağız.”
 
XXX
 
                             
Eğitim İş Genel Başkanının Kemalizme karşı gerçekleşen  unsurları görmesi aslında Muazzez İlmiye Çığ'ın adeta söylediklerinin mühürlenerek raftan kaldırılması anlamını taşımaktadır.  Önümüzdeki  5-6  yıldan az bir dönemdeTürkiye Cumhuriyeti  orta çağın  kavramlarını uygulamak değil  "Halife sistemini kuralım" diyen Kemalizmin temeli olan TBMM reisi nasıl geri çekilip hasta olduysa(!)  aynı şekilde  TBMM'de  feodal orta çağ dinsel sistemin  değil yeşermesi  temel atması bile absurttür.     Bu durumun önceden belirten büyük düşünürümüz sayın Muazzez İlmşiye Çığ’ın mülakatını aşağıya alalım: http://www.urunlu.com/216-muazzez-ilmiye-cig-diyor-ki                                                
XXX  
 
"Cumhuriyetin Annesi" Nam-ı diğer 'Son Sümer Kraliçesi' Muazzez İlmiye Çığ, Cumhuriyeti, Atatürk'ü ve Atatürk'e olan bağlılığı anlattı. Çığ, bugün kutladığımız Türkiye'nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için çarpıcı itiraflarda bulundu...
 
99 yaşında dalyaya bir adım kala koca çınar Çığ, giyimi, kuşamı, makyajı, dışarı çıkarken takmayı ihmal etmediği şapkası yazdığı kitapları, samimi konuşmalarıyla, İstanbul kadar görkemli.Babası ilimle uğraşsın diye adını İlmiye koymuş, nitekim bu aydın ailenin çocuğu olan Muazzez İlmiye Çığ babasının dileklerini yerine getirerek Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli Sümerolog olmuş. Bir asırlık hayatına çok şey sığdırmış bilim çınarı. Her gittiği yerde bıkmadan, usanmadan, yorulmadan Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatıyor. Ancak en üzüldüğü şey bugünün gençlerinin Cumhuriyet’e yeterince sahip çıkmaması. Muazzez İlmiye Çığ’la yaptığım röportaj sonrası, ‘Cumhuriyetin Anne’si ile tanışmaktan inanılmaz bir mutluluk duydum. Karşımda canlı bir tarih duruyor. Bilgisi, kültürü, hele Atatüğrk’ü ondan dinlemek hayran bıraktı beni kendisine. Hafızası, yaşına rağmen o kadar iyi ve o kadar netti ki. Dün gibi anlatıyordu bütün yaşadıklarını. Gerçek bir Cumhuriyet kadını olan Muazzez İlmiye Çığ, 29 Ekim Cumhuriyet bayramı ile ilgili umutlarını ve ülkesinin durumu ile ilgili kaygılarını Sözcü’ye anlattı..
 
– Muazzez İlmiye Çığ Kimdir?
 
Muazzez İlmiye Çığ, üç savaş yaşamış. Osmanlı devletinin küllerinden bir Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu, bununla birlikte yüzyıllar boyu uyumuş bir milletin akıllara durgunluk veren hatta yabancı ülkeleri kıskandıran, korkutan uyanışını , son yıllarda da onu yıkmak için düşmanlarla bir olan bir devlet idaresine şahit olan uzun ömrü boyu hiç durmadan Atatürk yolunda çalışan bir Türk kadını.
 
 
 
– Dalyaya bir adım var ve hala üretiyorsunuz? Nereden buluyorsunuz bu enerjiyi, performansınızı neye borçlusunuz?
 
Önce yukarıdakine sormalı!. Çalışmayı üretmeyi seviyorum ama benim gibi , hatta benden çok üretenlerden erken giden çok. Hele bu ara çok değerli kimseleri yitirdik. Yalnız ben nedense ‘arkamda Atatürk'ün ruhu var, Sümerlileri halkımıza tanıtayım, onların Türklerin bir kolu olduğunu kanıtlayayım, diye bana destek oluyor’ diyorum.
 
-Muazzez İlmiye Çığ için Atatürk ne ifade ediyor?
 
Atatürk Ülkemizin temeli, benim için. Onu yok saymaya çalışanların kendileri çok kötü bir şekilde yok olacaklardır.
 
ŞİMDİ MODA YOBAZLIK
 
– Atatürk’ün kurmak istediği laiklik anlayışını sizin ağzınızdan duymak isterim?
 
Atatürk!ün getirdiği laiklik, demokrasinin temelidir. Laiklik olmadan demokrasi olamaz. O asla baştakilerin söylediği gibi dinsizlik değildir, aksine gerçek inançlı olanlar laikliği anlayanlardır. Atatürk zamanında laiksiniz denince gerçek inananlar inançlarını sürdürdüler. Kalpten inanmayanlar, onun bunun korkusu ile dinini sürdürmeye çalışanlar dinlerini bırakıverdiler. Yalaka gazeteler dinin aleyhinde yazmaya başladılar. Fakat hemen onlara kanun çıktı. Dine karşı yazanlara üç yıla kadar hapis vardı. Şimdi de bakıyorum, herkes yobaz oluverdi.
 
CUMHURİYETİ KURARKEN KİMSEYE BORÇLANMADIK
 
– Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık ettiğiniz dönemleri anlatırmısınız?
 
Cumhuriyetin kurulma dönemleri: Padişah İngilizlere kaçtı,Osmanlı devleti yıkıldı, yerine Türkiye Cumhuriyeti hükümeti kuruldu. Halifelik kaldırıldı. Yalnız din eğitimi veren medreseler kalktı. Meşrutiyet zamanında kurulan ilk okullara ve liselere yenileri eklendi. İlkokullarda kızların başı açılmıştı. O sürdü. Eğitim birliği sağlandı. Kadın erkek ayrımı kalktı. Her iki cins de birlikte okuyacak, birlikte çalışacaktı. Üniversiteler, yüksek okullar açıldı. O zamana kadar yasak olan Müzik, heykel, tiyatro, bale, opera gibi sanatların gelişmesi için okullar açıldı. Saatlerimiz, takvimimiz, ölçülerimiz batıya uyduruldu. Kıyafet kanunu ile halkımız şalvarlar, poturlar, takkeler sarıklardan kurtularak tek kıyafete girdi. Kadınlar çarşaflarını attı. Okuma yazma bilmeyen halkımız yeni yazı ile okuma yazma öğrendi. Bunların hiç biri halka zorla kabul ettirilmedi. Halkımız her şeyi gönül hoşluğu ile yaptı. Zorla değil, Bu Arada Ankara başkent olacak şekilde binalarla donatılıyor, yurdun çeşitli yerlerine fabrikalar yapılıyor, tren yolları döşeniyor. Müzeler, okullar açılıyor. Bir avuç doktor yurdun her tarafına dağılmış, halkı kırıp geçiren verem, sıtma, trahom, cinsel hastalıkları tedavi etmekle uğraşıyordu. Herkesin amacı çalışıp yurduna elinden geldiği kadar yararlı olmaktı. Bütün bunlar olurken dışarıdan 5 kuruş borç alınmıyor, üstelik borçlar ödeniyordu.
 
– Sizin yaşadığınız cumhuriyetle, bugünkü cumhuriyeti karşılaştırdığınızda neler göze çarpıyor?
 
Cumhuriyet kurulurken ne bir bilim adamımız, ne sanatçımız vardı. Bugün dünya çapında kadın erkek bilim adamlarımız, dünyada ödüller alan sanatçılarımız, eserleri dünyada çalınan müzisyenlerimiz var. Bu çok büyük bir ilerleme. Ama şu anda karşı devrim yaşamaya başladık. Eğitim dinsel olma yolunda, kız erkek ayrımı başladı, sanata ve sanatçılara hor bakılıyor. Kılık kıyafet Arap ülkeleri gibi oluyor. Kadınlar kapanıyor. İmam nikahı diye birkaç kadın alınıyor. Bu gidişle ülke tam Suudi Arabistan gibi olacak.
 
– Sizin ağzınızdan Atatürk’ün devrimci kişiliğini ve cumhuriyet’in öncü kuşaklarını dinlemek istiyorum.
 
Atatürk, tarihte eşi görülmeyen bir devrimci idi. O, halkına dürüstlüğü ile kendini sevdirdi ve yaptırdığı her şeyi halka zorla değil, isteyerek severek yaptı. Bu çok önemli. Silah zoruyla değil, gönül hoşluğu ile devrimler oldu. Aksi olsaydı, onun yokluğu ile her şey eski haline hemen dönerdi.
 
– Atatürk, toplumda kadının statüsünü nasıl değiştirdi sizce ?
 
Toplumda kadının durumu medeni kanunla değişti ama dediğim gibi, kadınımız da hazırmış bu değişikliğe.Yalnız kadınlar değil erkekler de bunu hemen kabul etti.
 
– Atatürk döneminde kadına öyle bir değer veriliyor ki , dünyanın ilk kadın savaş pilotu bir Türk kadın. Şimdi sizce kadına nasıl değer veriliyor?
 
Evet Sabiha Gökçen ile kadınımıza savaş pilotu bile olabilirsiniz, korkmayın, her işe atılın, dedi. Afet Hanıma da bilim yaptırarak kadınlara: ‘isterseniz bilim de yaparsınız’ dedi.
 
– Atatürk, ‘Medeni Kanun’la nasıl bir anlayış getirdi ve kadın – erkek ilişkilerini nasıl değiştirdi?
 
Medeni kanunla kadın eşitliği aile hukuku geldi.
 
–  Demokrasi hiçbir zaman tam tutmadı bu ülkede. Hala padişahları istiyor ve yaratıyoruz. Cumhuriyet kadını olarak neler söylemek istersiniz ?
 
Demokrasi için önce halkın çok eğitimli olması gerek. Cumhuriyet olduğunda halkın nerede ise yüzde 90’ı cahildi. Ona rağmen bu günden daha çok demokrasi vardı o zaman. Atatürk'ün sözü değil meclisin kararı önde idi. Şimdiki gibi başbakanın ağzından çıkan kanun olmuyordu.
 
‘ŞERİAT’A KUCAK AÇILIYOR
 
– Türkiye için yeni bir dönem başladı. ‘Demokratikleşme Paketi'ni ve başörtünün kamu kurumlarında serbest bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Türkiye yeni demokratikleşme denilen paketle şeriata kucak açıyor, halkı bölüyor. Başbakanın uydurması bu. Ülkemizin, halkımızın içine okuyor. Tarihte görülmemiştir bir başbakanın idaresini aldığı ülkeyi on yıl içinde yok etme haline getirmesi. Bütün komşularıyla düşman etmesi.
 
“ATATÜRK OLMASAYDI KÜRTLERİN EĞİTİMDEN HABERİ OLMAYACAKTI”
 
– Kürtçe eğitimde yine büyük bir adım atıldı…Eğitim sistemindeki değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Aslında Kürtlerin bir yazılı kültürleri yok ki neyi eğitecekler? Atatürk olmasaydı ve onlara tam bir vatandaş hakkı verilmeseydi, ne yazıdan ne okumadan haberleri olacaktı. Arapça, Farsça, nerede ise yüzde 90’ı Türkçe olan dillerinin, diller arasında adı bile yok. Ülkemizde Alman, Fransız, Amerikan okulları olduğu gibi bir de Kürt okulu açarlar. Diğerlerine olduğu gibi orada da Türkçe tarih, coğrafya dersler ve ayrıca Türk dili ve edebiyatı konur. İsteyen Kürtler gider, o okula.
 
– Paket içerisindeki değişimlerden sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
 
Paket içinde ne varsa hepsi beni sinirlendirdi. Türkiye Cumhuriyetini yok etme çabalarından başka bir şey değil.
 
– Başbakan'ın konuşmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Her konuşmasını izliyor musunuz?
 
Başbakanın konuşmalarını pek dileyemiyorum. Çünkü durmadan yalan söylüyor, bir gün söylediğinin ertesi gün tam tersini söylüyor.Bu ne biçim dindarlık, bu ne biçim ahlak ve siyaset?. Dindar insan, benim inancıma göre, yalan söylemez, büyük günahtır. Siyasette devamlı söz değiştirmez, karşısındakiler sözüne inanmaz ve güvenmezler. Atatürk daima doğruyu söylediği için halkımız ona inandı ve onu sevdi, Dış ülkeler de ona inandı ve onu sevdi. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Bakalım bizim Başbakanın mumu ne kadar yanacak. Aslına bakarsak her gün sönüyor. Söylediklerinin hepsinin palavra olduğu görülüyor.
 
– Andımız kaldırıldı şimdi daha mı demokratız sizce?
 
Andımız kalkınca nasıl demokrat oluruz?. Bundan daha abdalca bir söz olur mu? O insanlarımızı birbirine bağlayan, yüreklendiren, çocuk yaşta ne olmamız gerektiğini anlatan çok önemli bir söz dizimi.
 
– Cumhuriyet kadınları ,Cumhuriyetin çocuklarını, nasıl yetiştirmeli?
 
Vatanın bağımsız olmasını , laikliği, çalışmanın yararını, çok okumalarını, sanata değer vermelerini, dinimizi öğrenmeleri için Kuran’ın Türkçesini okumalarını. Atatürk'ün dinimize yaptığı en büyük yardımı Kuran'ı Türkçeye çevirtmesi oldu. Böylece bazı hocaların Kuran’da var, diye bir çok uydurmalarından kurtulur insan. Hem Kuran’da pek çok ayet onun anlaşılması gerektiğini bildiriyor. İkincisi Atatürk'ün nutkunu okutmalı çocuklara.
 
– Türkiye'yi uygarlık tarihi içinde nereye oturtursunuz? Dünden yarına giden süreçte size göre nerede duruyoruz?
 
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu çok yeni olduğu için uygarlık tarihine birkaç sanat eseri, bir iki bilimsel buluşla pek bir katkıda bulunmadı.
 
BİR “ATATÜRK” DAHA GELMEYECEK
 
– Tarih Sümerlerle başlar diye bir sözünüz var? Niye tarih Sümerlerle başlar?
 
Sümerliler yazıyı icat edip onunla ülkelerindeki bütün olayları yazabilmeleri ile Tarih başlamış oluyor.
 
– Türklerin Sümerlerle akraba olduğu doğru mu?
 
Son yazdığım “Sümerliler Türklerin Bir Kolu İdi, Sumer Türk Bağlantıları” kitabı ile bunu ilk olarak kanıtladım, diyorum.
 
– Sümer uygarlığının ve Sümer kültürünün önemi nereden geliyor?
 
Sümerlilerde yazının icadı ve her alanda kullanılması, tekerleği, mimaride kubbe ve kemerin onlarda başlaması…Matematik, astronominin onların buluşu olması nedeniyle Sümerliler ile uygarlık başladı, deniyor.
 
– Nasıl bu kadar sağlıklı kalabildiniz ? Neler yediniz, özellikle kulladığınız bir şey var mı?
 
Sağlıklı yaşamam için özel bir yöntemim olmadı. Genlerimden geliyor olmalı. Kardeşim Prof. Dr. Turan İtil, ABD’de araştırmalar yaptı. Beni de o araştırmaya aldı. Ve o araştırmada hafızamın sınırda olduğu tespit edildi. Bunun üzerine kardeşimin çalışması olan ilacı kullanıyorum. Hafızama çok iyi geldi. Ayrıca çok yürüdüm, çok çalıştım. Ne arkama baktım, ne geleceğim ne olacak diye düşündüm. Hep bugünü yaşadım. Ama şimdi yurdumun ne olacağı düşüncesi beni kahrediyor. Bu güzel ülke, bu güzel insanlar yarın Suudi Arabistan'a dönecek, diye çok üzülüyorum. Bir Atatürk, daha gelmeyecek. Üstelik halkın ahlakı çok bozuldu. Din ile ahlak düzeleceği yerde gün geçtikçe bozuluyor ahlak. Onu düzeltmek çok zor. Hele kadınlara yapılanlar. Şimdiki erkeklerin aklı yalnız bacaklarının arasında.
 
– Aşk dendiğinde aklınıza ne geliyor? Ve bize ilk aşkınızı anlatır mısınız?
 
Aşk bir tür tutku bence… Kimi hayvan, kimi tabiat aşığıdır. İnsana aşık olanları ‘teneşir paklar’ derler. Çok tehlikelidir. Ben aşık olmadım, sevdim, çok sevdim…
 
– Pişmanlıklarınız oldu mu hayatta. Keşke şunu yapmasaydım diye hayıflandığınız?
 
Olayları olduğu gibi kabul ettiğimden hiç “keşke” dememişimdir. Hiçbir şeyden de pişman olmadım.
 
– Son olarak ne söyleyeceksiniz?
 
Halkımız gözünü açsın, bir daha AKP kazanırsa Türkiye Cumhuriyeti kökünden yok olur, kadınlar çarşafa bile sokulur veya bir iç savaş olur, ülke kan gölüne döner. Komşular bize kaçıyor ama bizim kaçacağımız yer yok. Önümüz çok karanlık. hayırlısı...  
 
Sözcü, 29 Ekim 2013
Yorum Yaz | Makaleyi Yazdır